| ana sayfa | makaleler | haberler | galeriler | forum | videolar | yarışmalar | radyo | supplements rating | mr olympia | kayıt ol |

Yer : ana sayfa » makaleler » Tuluğ Topa » Ahmet Enünlü - Şampiyon -Tuluğ Topa

 
 

 

 
Ahmet Enünlü - Şampiyon -Tuluğ Topa (15221)
Selam Vucutcu Dergi! (6095)
 
Ahmet Enünlü - Şampiyon -Tuluğ Topa
 
sevgili kardeşlerim ilk buluşmamızda anılarla ilgili bir şeyler yazarım demiştim.zaten teknik konularla ilgili herkes her şeyi yazıyor,sanal alemde çok fazlasıyla bu konular irdelenip duruyor.teorik bilginin tecrübe ve pratikle yoğrulmuş halinden faydalanmak isterseniz burada bir kontak adresi yaparız ve oradan alış veriş de bulunabiliriz.sizin başınızdan gecen herhangi bir konu bile bazı şeylerle birleşirse önemli bir bilgi olabilir.iki yazının arası niye bu kadar uzun oldu derseniz,İstanbul dan Çanakkale ye yerleştim.tabii bir ayağım yine İstanbul da olmak kaydıyla....

Ben size bu sefer bizim jenerasyon sporcuların arsında dilden dile dolaşan gerçek bir hikayeyi anlatacağım.daha size anlatmaya başlamadan önce bile bu hikayeyi yaşayanların yüzlerinde beliren gülümsemeyi görür gibiyim.maceranın kahramanlarını ben anlattıkça siz gözünüzün önüne getirin lütfen......işiniz yokken keyfiniz yerindeyken okuyun ....


Ahmet Enünlü Salonu Şampiyon Gym den görüntüler.

yıl 1987 hocanın Beyoğlu’ndaki salonunda beraber idman yapıyoruz(hoca dediğim Ahmet enünlü ki o zamanlar bir rüyaydı salon da Galatasaray da ki şampiyon)biz hocayla partneriz Adnan sır da ki +90 ın deviydi,o da tek başına balkan şampiyonasına hazırlanıyordu.Adnan la ben de Galatasaray lisesinin arkasında bir evde kalıyorduk.evin durumu da başka bir yazı konusudur.geceleri gittiğimiz iş aynı olduğu için işimizde evimizde aynıydı o zaman .o gün biz hocayla yedi-sekiz tane tahta takozu acayip bir şekilde makineye yerleştirdikten sonra sırt çalışıyorduk.onun temposuna ayak uydurmaya çalışırken set araları dinleniyormuş gibi yapıp oradan uzaklaşıyordum ki iki soluk alayım zaten o kadar kötüydüm ki uzunca bir suredir bir trafik kazasından dolayı çalışamıyordum.hoca da beni bulamayınca "benim partner neredeeeeeeee"diye avaz avaz bağırırdı.Adnan ise yarışmaya kısa bir süre kaldığı için burnundan soluyordu.ve Ogün bacak yapıyordu.tabii Ahmet enünlü nün ne kadar kendine has bir adam olduğunu ve herkesin ona taptığını soylemem gerekiyor.o zamanı bilenler ne demek istediğimi anlayacaklardır.bilmeyenlerede sizi temin ederim ki anne baba hoca hatta hatta yarı tanrıydı bizim için diyebilirim.........buna inanın.Adnan idmanın ortasındayken bizde başlamak üzereydik.yavaş yavaş ısınıyorduk.hoca Adnan a baktı baktı ve o sonradan her şeyi değiştirecek lafı Adnan a etti.bu arada yüzündeki o muzip sırıtışı Ayhan baba(dergide hikayelerini okuyorsunuz)ve ben fark edebildik ancak."yahu Adnan incele incele hecin devesine döndün"!!!!!.....tam hocadan beklenecek türde alengirli bir laftı bu.aslında klasik takılmaydı hatta bazen Adnan ve hoca ittifak olur bana takılırlardı.dietin sonlarındaki Adnan hiç tarzı olmadığı halde ikimize dönüp bebekliğimizdeki ebemizle ilgili olan o klişe küfürü koyuverdi.hiçbirimiz inanamamıştık fakat kahkahalarla gülüyorduk ve komiklik devam edecekti nasıl olsa.....hocada inanamamıştı fakat biz o kadar çok gülüyorduk ki bütün salon olayın komikliğine odaklanmıştı.tabii herkes idmanı bıraktı.şoktan sıyrılıp Ayhan babayla birbirimize baktık,ters giden bir şeyler vardı olay ne şekil kazanacak diye bakarken hoca Adnan ı kovalamaya başladı.hocayla arada güreştiğimiz için ne kadar hızlı olduğunu bilenlerdendim.zaten salondan göndermek istediklerini aidatlarını yenilemesinler diye"hadi ısınalım "diye güreşir ve halıya sürte sürte yara açardı milletin yüzünde kolunda(inşallah kendide okuyup gülümsüyordur).millet önce bir heves" Ahmet Enünlü ile güreşiyorum bunu herkese anlatırım derken birkaç kereden sonra nasıl bir hataya düştüğünü anladığında iş işten geçmiş olurdu.mutlaka suratında halı yanıklarıyla salondan zor kaçardı.neyse....hoca kovalıyor Adnan kaçıyor.kaçıyor kaçmasına da bacakları şiş olduğundan gittikçe durumu kötüleşiyordu.ortasında asansör boşluğu olan bir yerdir şampiyon gym ve etrafında daireler çiziyorlardı.üçüncü turda hocanın alnındaki o meşhur sinirlenince çıkan kemiği çıktı.bunun anlamı hoca ciddiydi.Ayhan babayla ben gülmeyi kestik.hocanın şaka yapmadığını tam idrak ederken hoca kaşla göz arasında yerden bir squat minderi alıp Adnan a fırlattı.yalnız size minderden bahsetmeliyim.öyle alıştığımız sünger minder filan değil içinde sanayilerdeki üstübü olan birkaç kilo agırlıgında bir minderdi aslında zaten salondaki bütün minderler öyleydi.minder Adnan ı ıskalayıp hocanın kendi masasının üstünde patladı.tabii kalem defter masadaki her şey yerlere saçıldı.hoca minderi attıktan sonra rahatlamış görünüyordu.hedefi de ıskalayınca sakin sakin idmana geri dönüyordu derken aslında asıl şoku daha yaşamadığımızı bilemezdik ki....biz daha öte yana dönmeden Adnan yerden o ağır minderi alıp hocaya doğru savurmuştu bile.elli kere atsanız öyle denk getiremezsiniz.....hoca nın yuvalarından çıkacakmışçasına acılan gözleriyle minderin ensesinde patlaması aynı anda oldu.her şey bitti dediğimiz anda yeniden başlamıştı,ama bu sefer kovalamaca çok kısa surdu çünkü Adnan kapıyı hızla açıp salondan dışarı kaçtı.merdivenlerden bir kat inip hoca hala onu kovalıyor mu diye kontrol etti,gelmediğini görünce durdu.aslında yaptığı şiddetli squat zaten daha fazla izin vermeyecekti.hoca ağır ağır kapıya yürüdü ve kafasını çıkardı.Adnan ,hocayı tekrar görünce yeniden kaçacağını zannedip gülerek hazırlandı.ama hoca gayet soğukkanlı hiçbir şey olmamış gibi o hepimizi taş kestiren o la fı söyledi."sen bir daha bu salona gelme".o kadar ciddiydi ki hiçbir şey diyemedik.Ayhan baba ise bana öyle bir bakıyordu ki kafamla başımı salladım.bu "her şeyin farkındayım"gibi bir şeydi.hoca masasına geri dondu ve o klasik gemilerinden çizmeye başladı.birkaç tane çizdikten sonra kalktı soyunma odasına yöneldi ve giyinmeye başladı.onun durumunu tartmak için Ayhan babayla bizde soyunma odasına girdik.benim ağzımdan daha "hoca idman ?"lafı çıkarken o "hayır" demişti bile.giyinip eve gitti.bizde aramızda olayı tartışıp çare bulmaya çalışmak için hemen salona yakın olan Galatasaray lisesinin arkasındaki eve gittik.Ayhan baba bir yandan ben bir yandan Adnan a "oğlum gidelim özür dileyelim,sıcağı sıcağına konuşalım "deyip duruyorduk.ama bizimki Nuh diyor peygamber demiyordu.o da kızgındı , olay yeniydi ve kendine göre haklı sebepler sıralayıp duruyordu.biraz sonra seslerimizi kesip dalgın dalgın oturmaya başladık."biz kim hocayla münakaşa kim" gibilerinden bir şey söyledi Ayhan baba...bende hadi Adnan yürü gidelim hocanın evine diye baskı yaparken Adnan ın aklı çeliniyor gibiydi.ama durun son sürpriz geliyordu.kapı çaldı ve Hüseyin Topkar kapıdan içeri girdi.bir iki dakika o da dalga geçtikten sonra suratını toparlayıp edeceği cümleyi şöyle bir toparladı.meğerse Hüseyin hocadan haber getirmiş.bir elçi gibi bizi karşısına aldı ,ne diyecekse zorlanacağı belliydi.ve ağzından baklayı çıkardı.ben Adnan ın başına daha neler gelebilir diye düşünedurayım bana dönüp "Tuluğ ,hoca Adnan ı kovdu ya".bende bir yandan devam et manasına "ee"diyordum.devam etti Hüseyin "tulug Adnan la iyi arkadaş ayrıca aynı evde kalıyorlar işyerleri de aynı yani yakınlar benim onunla çalışmam olmaz şimdi,o da salona gelmesin".hoppala!!!ağzım açık kalmıştı.tamam hocanın tarzıydı bu fakat bu bizim bile düşünemeyeceğimiz bir durumdu.tabiî ki paşa paşa bir süre başka bir salonda çalıştık.hoca daha böyle nice kararları vardı,hocaydı bu işte..........sonuçta ben güme gitmiştim.hoca ile idmanlarım güme gitmişti.herhalde dünyada tek örnektim.

evet.......sevgili arkadaşlar böyle bir anı bu.daha sonra hepimiz bir araya geldiğimiz zamanlar bu konu konuşulmadı bile.hepimizin ilişkisi çok görüşemezsek de aynı özlem ve samimiyetle devam ediyor.
daha böyle hikaye çok eğer siz isterseniz daha yazarım,siz yorumunuzu yazın sadece,yeter....

son söz:biz bu memleketi sevenleri seviyoruz
| ana sayfa | makaleler | haberler | galeriler | forum | webmaster |.